Ben kendimi bildiğimden beri, bu ülkede herhalde hiç kimse, Bağ-Kurlunun çektiği kadar çile çekmedi. Prim ödeme gün sayısından tutun da, borcu olduğu zaman sağlık hizmetlerinden yararlandırılmamaya kadar her şey, döndü dolaştı Bağ-Kurlunun başına patladı. İlk defa Bağ-Kurlunun önüne bir fırsat geldi ki, kendisini sosyal güvenliğin SSK yakasına atsın ve kurtulsun. 6111 sayılı Torba Yasa hükümlerine göre Bağ-Kurlunun iş yerini kapatmadan, SSK’lı olmasıyla ilgili konu yavaş yavaş İnebolu’nun gündemine de girmeye başladı ve herkes kendisini SSK’lı gösterebileceği bir iş yeri arar hale geldi.
Eski uygulamada SSK’lı bir işçi, kendisine ait bir iş yeri açarken, başka bir iş yerinde çalışması devam ettiğinden Bağ-Kur’a “yakalanmıyor” ve sosyal güvenliği SSK üzerinden devam edebiliyordu. Bir Bağ-Kurlunun ise başka bir iş yerinde çalıştığı için Bağ-Kur’dan kurtulması mümkün değildi.
6111 sayılı Torba Yasa ile bu değişti. Artık Bağ-Kurlu bir iş yeri sahibi de başka bir işletmede sigortalı olarak çalışıp, sosyal güvenlik ödemelerinde SSK’yı tercih edecek ve Bağ-Kur ödemeyecek. Burada dikkat edilecek 2 ayrı konu var. Birincisi kendi iş yerinizde ya da ortağı olduğunuz iş yerinde kendinizi sigortalı olarak göstermeniz mümkün değil, illa ki kendinizi sigortalı gösterebileceğiniz bir iş yeri bulmanız şart. İkincisi kendinizi sigortalı olarak gösterdiğiniz iş yerinde fiilen çalışmanız şart. (Tabiî bunun böyle olmayacağını herhalde kanunu hazırlayanlar da, çıkaranlar da biliyor.)
Bunun Bağ-Kurlu ile birlikte bilhassa eşine de faydası dokunacak. Çünkü ticari faaliyetini sürdürürken SSK’lı gözüken kişi, daha az prim günü ödeyip, emeklilik için prim ödemeden yaşını beklemeyi tercih edecek, ama bir yandan da ticari faaliyeti sürsün isteyecek ve ticari faaliyetini sürdürmek için de dükkânı eşinin üzerine yapıp, hem eşini de sistemin içine alacak hem de eşine de emeklilik fırsatı yaratacak.
Ki şu ana kadar bana yansıyan sorulara bakacak olursak, İnebolulu bunun farkında.
BENZER YAZILAR