Gelir Vergisi Beyannameleri ile ilgili yazılarımda eczacıları örnek vermemle ilgili sözlü serzenişte bulunan bir dostum,”Hep eczacılardan bahsediliyor da,bu listedeki avukat kazançlarının düzenli yükselişini kimse görmüyor.” demişti.
Geçtiğimiz hafta Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yapılan bir değişikliği okumak için bu tarifeyi açtığımda,şimdiye kadar farkında olmadığım bir orana dikkat ettim ve sanırım dostumun bahsettiği “düzenli artış”ın sebebini de anladım.
24 Aralık 2009 tarihinde yayımlanan 2010 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘nin üçüncü kısmında yer alan “Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret” başlıklı bölümde ilk 20.000 TL için % 12 ifadesi var ve bu,miktar arttıkça yüzdenin düşmesi şeklinde devam ediyor.
Özeti şu:Sizin bir bankaya 10.000 TL. borcunuz var ve ödeyemiyorsunuz.Banka bu parayı icra yoluyla tahsil etmek için sizin dosyanızı avukata gönderiyor.O dakika harcı,hurcu,tebligat masrafları dışında 10.000 TL.nin % 12′si oranında avukatlık ücreti öder hale geliyorsunuz.Ödeyemediğiniz ve bir yandan da faiz işleyen borcunuz bir anda 11.200 TL. oluyor.Tahsilatın banka adına yapılması ama bu hizmetin parasının borçlu tarafından kanun zoruyla üstlenilmesindeki kakafonik durumu bir kenara bırakalım,10.000 TL.’ye 1.200 TL. avukatlık ücretinin hangi insaf koşullarına sığdığını düşünelim.
Velhasıl dostumuzun bahsettiği “düzenli artış”ın ayak izleri,başka özel şartlar elbette bulunmakla beraber,bizi İnebolu’nun kredilerle olan dansına doğru götürüyor.Bugünkü İnebolu şartlarından anladığımız,bu “düzenli artış”ın bir süre daha devam edeceği.Duamız ise bunun “kontrolsüz artış”a dönüşmemesi.
BENZER YAZILAR